
Diyarbakır’da 2017 Newrozu’nda polis kurşunuyla öldürülen İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Kemal Kurkut, ölümünün 4’üncü yılında vurulduğu yerde anıldı. Evrim Alataş Caddesi üzerinde yapılan anmaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, HDP milletvekilleri İmam Taşçıer, Dersim Dağ, Garo Paylan, Semra Güzel ile çok sayıda kişi katıldı.
Anmada konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Dört yıl önce bir gencin bedeni yere döküldü. Sevinçle, heyecanla geldi, çıplak bedenine kurşunlar saplandı, herkes o cinayeti gördü. Ona sıkılan kurşunlar barışa yönelmişti. Can verirken bile gülüşü canlıydı. Onun gülüşü bizim hayatımızda. Özlemlerini gerçekleştirmek görevimizdir. Onu katledenler yargıda da vermediler hesap. Adaletsizliği burada bir kez daha haykırıyorum. Rahat uyu senin hayal ettiğin günler gelecek, onun için varız” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından Sancar ve beraberindekiler, Newroz Parkı’ndaki kutlamaya geçti.
Kemal Kurkut’un kardeşi Ercan Kurkut da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu saatlerde Amedteki Newroza gitmek için son saatlerini yaşıyordu doğup büyüdüğü evde… Son kez dokunuyordu kitaplarına kemanına son kez kapıyı açıp yola revan olacaktı… Benim güzel kardeşim…” ifadelerini kullandı.
Kemal Kurkut’un polis kurşunu ile öldürülmesi anını saniye saniye fotoğraflayan ve hakkında 20 yıla kadar hapis cezası istenen gazeteci Abdurrahman Gök, Ahval’e yaptığı açıklamada, “‘Kurkut fotolarını çektiğim günden bu yana tam 3.5 yıldır ağır baskı altındayım” demişti.
Diyarbakır’daki Newroz kutlaması için alana girdikten sonra polisin silahından çıkan kurşunla vurulan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Kurkut’un öldürülmesiyle ilgili yargılanan sanık polis ise beraat etti.
Fotoğrafları çeken gazeteci Gök ise, o günden bu yana ağır bir baskı altında olduğunu ve muhabir olarak sahada haber takibi yapmamasına rağmen üzerindeki baskıların, soruşturma ve davaların yoğun biçimde sürdüğüne değinmişti.
Gök, sanık polisin beraatini öğrendikten sonra gözyaşı döktüğünü belirtti ve hakkında açılan davalarla karşı karşıya kaldığı baskıyı anlatmıştı.
Gök’ün açıklamalarının satır başları şöyle:
“Newroz alanına giriş noktasında bekliyorduk. Böyle bir anda birden silah sesini duydum. İlk silah sesiyle birlikte, fotoğraf makinem açıktı, hemen arkamı dönüp kontrol noktasındaki hengameye odaklandım ve deklanşöre basmaya başladım. Üst üste fotoğraf kareleri çektim. Bir genç koşuyor, arkasında onlarca polis var, birçok polis havaya ateş açıyor, bir amir oradan bağırıyor, ‘Ateşi kesin, ateş açmayın’ diye. Buna rağmen Kemal vuruldu.
Vurulup TOMA’nın arkasında yere düşene kadar ben fotoğraf karelerini çektim. 18 kare fotoğrafm çektim. Bir polisin beni itip bana engel olmasıyla kendime geldim ve oradan uzaklaştım.
Bölgede uzun yıllardır gazetecilik yapıyorum. Bir gazetecinin böyle bir durumda nelerle karşılaşacağını az çok tahmin edebiliyordum. Büyük bir refleksle, kartı fotoğraf makinesi yuvasından çıkardım ve gizlemek istedim. Çünkü beni gözaltına alıp fotoğraf makineme el koyabilirler düşüncesiyle.
Beni engelleyen polis memuru gelip, ‘Amirim seni çağırıyor’ dedi. Polis noktasına giderken, kartı saklayamamıştım elimdeydi. Hemen arka cebime kartı koydum. Bu da büyük bir riskti. Konuşma esnasında polisleri fotoğraf çekmediğime ikna ettim. Fotoğraf makinemi kontrol ettiler. Foto filmden uzman bir polis getirtip fotoğraf makinemi incelediler. Yedek kartları incelediler. Yedek kartlarda var olan farklı fotoğrafları da sildiler. Daha sonra fotoğraf makinemi alıp oradan uzaklaştım.
(Kurkut’u vuran polisin beraat etmesinin ardından) İstemsiz bir şekilde gözyaşı döktüm beraat kararını duyunca. Rahatsızdım, evdeydim ve bir gazeteci arkadaşımın bana gönderdiği mesajla beraat kararını öğrendim. Gözyaşı döktüm. Bu kadar açık bir infazda bile eğer bir beraat kararı çıkıyorsa demek ki Adalet Bakanı’nın söylediği kıyamet çoktan kopmuştur.
Bu kadar açık seçik bir suçta bile hakim çok kolay bir şekilde delil bulunmadığını yazıp beraat veriyorsa sözün bittiği noktadır burası. Türkiye adaletinin içinde bulunduğu noktanın en net halidir bu durum.
Son 3.5 yılda çok sayıda baskıya maruz kaldım. Kemal Kurkut’un fotoğraflarını yayınladıktan sonra iki kez evim basıldı, hakkımda dört soruşturma açıldı, üçü takipsizlikle sonuçlandı. 9 Ekim 2018’de gözaltına alınıp serbest bırakıldığım soruşturma üzerinden savcı bir iddianame hazırladı ve tamamen haberciliğimle ilgili bir iddianame. Hakkımda örgüt üyeliği ve propagandası suçlamasıyla 20 yıla kadar hapis cezası istemiş hakkımda. 23 Şubat 2021’de ilk duruşmam görülecek Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde.
Yargılama ve baskıların sadece bu fotoğraflar nedeniyle olduğunu düşünüyorum.”
KAYNAK: AHVAL


















