
Karaaslan, bugüne kadar 3 büyükşehir, 5 il, 33 ilçe olmak üzere 48 belediyelerine kayyım atandığını belirterek şunları kaydetti:
“72 belediye eşbaşkanımız bu süreçte gözaltına alındı. 19 kadın arkadaşımız olmak üzere 37 belediye eşbaşkanımız çeşitli tarihlerde cezaevlerinde tutsak edildiler. Hala Türkiye’nin değişik cezaevlerinde 15 belediye eşbaşkanımız tutsaktır. Bunların 7’si kadın belediye eşbaşkanımızdır. Yine iktidar bu dönemde 7 belediye eşbaşkanımıza ev hapsi verdi. 6 belediye eşbaşkanımız 10 aydır ev hapsinde. Ne iddianame ne de haklarında bir suçlama var. Ev hapsi bu dönemde bir cezalandırmaya dönüştürüldü. İktidarın bu dönemdeki gerçekleştirdiği irade gaspının en büyük yansıması yerelde karar merci olan belediye meclislerinde gerçekleşti. 807 belediye meclis üyemiz görevini yerine getiremez hale geldi. Kayyımlar yerelin karar organı olan belediye meclisini fiilen kapattılar, halkın yönetime katılma hakkını gasp ettiler.”
“Seçme ve seçilme hakkı da halkın elinden alındı”
Kayyım atanan 48 belediyede 4 milyon 356 bin 819 seçmenin iradesinin gasp edildiğini hatırlatan Karaaslan “Yani yurttaşlık hakkı seçme seçilme hakkı da bu süreçte halkın elinden alındı” diye konuştu.
İçişleri Bakanlığı’na tepki
İçişleri Bakanlığ’ının “Terörden Arındırılmış Belediyeler ve Hizmetleri” kitapçığına da tepki gösterilen açıklamada bakanlığın faaliyeti “kara propaganda” olarak nitelendirildi.
Karaaslan kitapçığa ilişin “Bakanlığın hazırladığı kitapçığın neresinden tutarsak elimizde kalıyor. Nereden bakarsak bakalım bir çarpıtmaya denk geliyoruz. Tam bir tutarsızlık içeriyor. Bu çarpıtmaları biz 22 madde üzerinde özetledik. Belediye belediye net detaylı cevaplarımızı verdik” diye konuştu.
İktidar partisinin nüfusun yüzde 67,2’sinde yerel yönetimlerde söz sahibiyken 2019 seçimlerinin ardından bu oranın yüzde 39’a gerilediğine dikkat çeken Karaaslan, kayyım sisteminin halkın vicdanında ve seçim sandıklarında mahkum edilmiş bir sistem olduğunu kaydetti.


















