Kıbrıslı gazeteci Ayşemden Akın hakkında Kuzey Kıbrıs’taki son cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde yaptığı sosyal medya paylaşımlarında Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi’ne hakaret ettiği iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturma Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın suç duyurusu üzerine açıldı.
Gazeteci Akın “Türkiye’de ifadeye çağrılmayan gazeteci kalmamıştı anlaşılan sıra bize de geldi” diyerek tepki gösterdi.
Gazeteci Akın hakkındaki soruşturma, Türk Ceza Kanunu uyarınca “Devletimize ve temsilcisine hakaret amaçlı ve halkı kışkırtmaya yönelik paylaşım” suçlamasıyla yürütülüyor.
Gazeteci Akın, “Bu tür olayların burada yaşanması sık rastladığımız bir olay değil, ancak Türkiye’den son zamanlarda buraya yönelik baskıların arttığını, sadece bana değil muhalif tüm gazetecilere bir şekilde korku verilmeye çalışıldığını söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.
Akın, şunları söyledi:
“Bu olanlara Türkiye halkları ve demokrasisi adına çok üzülüyorum. Türkiye hapishanelerindeki siyasi tutukluların serbest bırakılmasını beklerken buralarda bizim başımıza bunların gelmesi hayret verici. T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın hakkımdaki suç duyurusu ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkımda soruşturma açıldı. ‘Türkiye devletine ve temsilcisine hakaret amaçlı ve halkı kışkırtmaya yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle’… Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri kapsamında cezalandırılmam isteniyor. Bana ulaştırılan belgede 16 – 18 Ekim 2020 tarihlerinde yaptığım paylaşımlar nedeniyle bu soruşturmanın başlatıldığı belirtildi.
Neydi bu paylaşımlar? KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir parti militanı gibi dahil olan Lefkoşa Büyükelçisi’ni eleştiren paylaşımlardı. Ne hakaret ne de başka bir şey var. Sadece ve sadece siyasi bir anomaliye bir gazeteci olarak yaptığım siyasi yorum var.
Türkiye’de üzülerek izlediğimiz korku imparatorluğunu buralara da taşımak isteyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Kıbrıs Türk toplumu demokrasiye bağlı, düşünce ve basın özgürlüğüne sahip çıkan, farklılıklarıyla bir arada yaşamayı başarabilmiş bir toplumdur. Bu tür olayların burada yaşanması sık rastladığımız bir olay değil, ancak Türkiye’den son zamanlarda buraya yönelik baskıların arttığını, sadece bana değil muhalif tüm gazetecilere bir şekilde korku verilmeye çalışıldığını söyleyebilirim. Türkiye’de ifadeye çağrılmayan gazeteci kalmamıştı anlaşılan sıra bize de geldi.”