
1900 yılının Nisan ayında bir grup Yunan sünger dalgıcı Antikytera adası yakınında dalış yaptılar. Bu dalgıç gurubunun üyelerinden Elias Stadiatos, eski çağlardan kalma bir batık keşfetti. Bu yaklaşık MÖ 87 yılında batmış bir yük gemisiydi.
Denizin dibinde, batığın çevresine saçılmış heykeller süngerciyi çok etkilemişti. Geminin taşıdığı yükler arasında mücevherler, çömlekler, mobilyalar, bronz eşyalar ve amforalar dolusu şarap vardı.
MÖ 1. yüzyılda yaşayan insanlar için lüks tüketim malları taşıyan bir gemiydi bu. Batıktan çıkarılanlar arasındaki en değerli bulgu, içinde tuzlu suyun etkisiyle bozunmuş, ezilerek iç içe geçmiş çarklar bulunan tahta bir kutucuktu. Yaklaşık bir ayakkabı kutusu büyüklüğündeki bu kutunun içinde bir tür mekanik düzenek bulunuyordu. Batığın bulunduğu yıllarda ahşap buluntuları korumaya yarayan yöntemler henüz olmadığından kutu çıkarıldıktan kısa bir süre sonra bozularak yok oldu.
1959 yılında Yale Üniversitesi‘nden Derek J. De Solla Price adlı bir bilim tarihçisi, bu düzeneği anlatan bir bilimsel makale kaleme aldı. Bu makalede düzeneğin işleyişiyle ilgili çizimlere de yer verdi.
O sıralarda Yunan arkeologlar gama ışınları yardımıyla düzeneği incelemeye başlamışlardı. Solla Price, aygıtın Eski Yunan gökbilimci Rodoslu Geminus tarafından yapılmış olduğunu öne sürdü. Bu tezi, dönemin öteki uzmanlarınca kabul edilmedi. Çünkü o dönemin uzmanlarına göre Eski Yunanlar böyle bir düzeneği yapmak için gerekli kuramsal bilgilere sahip olsalar dahi düzeneği tasarlayacak ve çarkları yapacak teknolojiye sahip değillerdi.
Price’a göre bu düzenek bir bilgisayarı andırıyor. Bu mekanizma çok harika yapılmış bir astronomik saat veya modern çağın analog bilgisayarı. Mekanizmanın üzerinde Zodyağın 12 simgesini görebiliyor ve astronomik hesaplamalar yapabiliyordunuz. Ayrıca mekanizma 365 günü gösterebiliyordu. Ay takvimine sahip bir yapısı vardı.
Uzmanlara göre Antikythera Düzeneği, yalnızca gökcisimlerinin konumunu göstermekle kalmıyor, çeşitli olayların yıl dönümlerini hesaplamada da kullanılıyordu. Ancak öncekiler gibi bu yeni düzeneğin de aslına ne kadar uygun olduğu belki de hiçbir zaman bilinemeyecek.
Yine de düzeneğin bu son hali kimi eski yazarların Eski Yunan dünyasına ilişkin anlattıklarıyla da tutarlılık gösteriyor. Örneğin MÖ 1. yüzyılda Cicero, Poseidoneus adlı arkadaşının yaptığı bir aygıttan söz ediyordu. Bu aygıt, Güneş’in, Ay’ın ve beş gezegenin gökyüzündeki konumlarını gösteriyordu. Mekanizma üstünde inci büyüklüğünde bir top size ayı gösteriyordu.
Antikythera Düzeneği, Eski Yunanlar’ın karmaşık mekanik düzenekler yapmaya yarayan teknolojiye sahip olduklarını gösteriyor. Kimi uzmanlara göre bu teknoloji daha sonra Arap dünyasına geçmiş, oradan da Avrupa’ya taşınmıştır. Bugün Antikythera Düzeneğinin aslı Yunanistan’ın Atina kentindeki Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.
Yanında da uzmanlar tarafından yapılmış çalışır bir kopyası bulunuyor. Düzeneğin bir başka kopyasıysa ABD’de Montana’daki Amerikan Bilgisayar Müzesi’nde sergileniyor.


















