Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan AB’ye yönelik ılımlı açıklamalar geliyor.
2021’de Türkiye’yi bekleyen dış politika başlıkları arasında Doğu Akdeniz krizinden, Biden döneminde başta S-400 yaptırımları ve Halkbank olmak üzere bir dizi sorun var.
Peki, “Geleceğimizi Avrupa’da görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını nasıl okumak gerek? Türkiye’nin dış politikasında ne tür vites değişikliği yaşanabilir?
Bianet’e konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde Siyaset Bilimi Profesörü İlter Turan “Türkiye, dış politikada değişen koşullara göre ufak ayarlamalar yapma gayretinde. Söylemi de bu istikamette değişen olaylara göre yeniden şekilleniyor” diyor.
İlter “Türkiye’nin dış politikasında dış dünyadan bakıldığı zaman bir inandırıcılık sorunu var. Yani söylenen herhangi bir şeyin, yapılan herhangi bir beyanın bir sürekliliği olup olmadığı konusundaki değerlendirmeler güvenilir bulunmuyor. Dolayısıyla Türkiye bu yıl içerisinde dış siyasetini yeniden Avrupa Birliği ile bütünleşmeye dönük, ittifakla ilişkilerini tamire dönük bir çizgiye getirecekse bu niyetini teyit eden adımlarla ve ona uygun söylemlerle desteklemesi lazım. Aksi takdirde şu anda denenen değişiklikler istenen etkiyi büyük ihtimalle sağlayamayacaktır” ifadelerini kullanıyor.
“Türkiye attığı adımlarla eski ilişkilerinde sarsıntılar meydana getirirken onun yerini alacak yeni ilişkiler geliştiremedi” diyen Turan, şöyle devam ediyor:
“Yeni dünya düzeni sürekli değiştiği için buna ayak uydurmak gerekiyor. Bununla birlikte Türkiye’nin içine düştüğü yalnızlığın esas itibariyle kendi iradesinin bir ürünü olduğunu gözden uzak tutmamalıyız.
Öncelikle Amerika ile ilişkilerin giderek kötüleşeceği sürece bir çözüm bulmak lazım. Üç sebepten biri bu.
İkincisi Birleşmiş Milletler (BM) Biden yönetiminde Avrupa Birliği ile hareket etme tercihini devreye sokacaktır.
Dolayısıyla Amerika ve Avrupa Türkiye politikası şekillendirirken birbirlerinden etkilenecek.
Türkiye’nin dış dünyayla iktisadi bağlantıları önemli ölçüde bu ülkelerledir. İlişki gelişecekse ABD piyasasında daha büyük mesafeler almanın önemi var.
Henüz NATO’nun onayını almış, Türkiye’nin güvenebileceği bir savunma sistemi bulunmuyor, Türkiye silahlı sistemlerini büyük ölçüde Batı ülkelerindeki silahlı sistemlere uygun tasarladı.
Bunların kısa vadede değiştirilmesi mümkün olmadığı gibi, değiştirilmesinin iyi olup olmadığı da ayrıca değerlendirilmeli.
Bütün bunları düşünerek hareket etmek gerekiyor.”
İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Hakan Güneş de Türkiye’nin 2021 dış politika gündeminin en süt basamaklarında Ankara-Washington ilişkilerinin Biden döneminde alacağı şekil, S-400 geriliminin kapsamlı bir yaptırımla karşılaşıp karşılaşmayacağı sorusunun yer alacağını belirtiyor.
Hakan Güneş’in değerlendirmeleri şöyle:
“Buna Doğu Akdeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölge tartışmaları, Libya ve Suriye konularını da eklemek gerekir. Aynı şekilde yeni ABD yönetiminin Türkiye ile Rusya, İran ve Suudi Arabistan ilişkilerine de etkide bulunacak yeni adımlar atacağı da hesaba katılmalı.
Bu noktada Ankara’nın ikinci parti S-400 alımı ile el arttırıp müzakereye daha etkili bir noktadan başlamaya çalıştığını görüyoruz.
Ancak Biden-Harris yönetiminin özellikle ilk altı aylarında dış politikada radikal/belirgin bir adım atmayacaklarını, önceliklerinin yüksek Covid ölümleri ve ülke içindeki refah erimesi sorunu olacağını dikkate almak gerekir.
2021’in ikinci yarısından itibaren ise Trump döneminden farklılaşmanın Türkiye açısından daha belirginleşeceği bir dönem olacaktır.
Biden’ın Trump’dan farklı olarak Avrupalı ülke liderleri ile daha uyumlu ve eşgüdümlü çalışacağı, dolayısıyla Ankara’nın Avrupa ülkeleri arasındaki çeşitli çatlaklardan/uyumsuzluklardan eskisi gibi yararlanamayacağını söylemek kehanet olmasa gerek.
Bu Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Libya gibi konularda daha dikkatli adımlar atmasına neden olacaktır.
Ancak Türkiye’nin yeni dönemde atacağı dış siyaset adımları maalesef iç gündemdeki sıkışmaların dış gündemdeki milliyetçi retorikle aşılması, içe dönük propagandanın dış siyasetteki bazı rasyonellerin gözden kaçırılmasına neden olabilir.
Hatta mevcut hükümetin bu güne dek izlediği dış siyasete ve 2021 Türkiye ekonomisinin zorlukları, işsizlik, enflasyon, Türk lirasının değer kaybına baktığımızda Ankara’nın dış politikayı iç politika aracı olarak kullanma yaklaşımına devam edeceği söylenebilir.
Bu bakımdan 2021 yılında Türk dış siyasetinin karşılaşacağı en büyük sorunun yine iç siyasette hamaset ihtiyacı hisseden hükümetin kendisinden kaynaklanacağını söyleyebiliriz.”