
Kadın hakları savunucusu avukat Hülya Gülbahar, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun (KEFEK) eski başkanı AKP’li Canan Kalsın kararı Diken’e değerlendirdi.
Kalsın, Temmuz 2020’de İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıktıktan sonra KEFEK başkanlığı görevinden alınmıştı.
Gülbahar: ‘Çıktım’ dendiğinde çıkılmaz
Gülbahar şöyle konuştu: “İstanbul Sözleşmesi, TBMM’de oy birliğiyle kabul edilmişti. Küçük bir azınlık dışında toplumun tüm kesimlerinin mutabakatıyla çıkarılan bir sözleşmeydi. Şu anda bir kişi, kendi gazetesinde yaptığı bir açıklamayla ‘Sözleşmeden çıktım’ dendiğinde çıkılmaz. Meclis’in, özellikle Meclis’teki muhalefet partilerinin bu iradeye sahip çıkması gerekiyor. Dolayısıyla, biz muhalefet partilerinin mecliste bu konuyu sürekli olarak gündemde tutmalarını istiyoruz. Uluslararası sözleşmelerin 90’ıncı madde gereği yasaların da üstünde, Anayasa gibidirler. Türkiye tek kişilik kararlarla bütün uluslararası sözleşmelerden çıkılması ya da toplumun hiç istemeyeceği uluslararası sözleşmelere dahil olunması gibi tehlikeli bir sürece sokulmuştur. İnsan hakları evrensel hukukundan kopuş yolunda dev bir adımdır. Şu anda sırada hangi sözleşmenin olduğunu, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Sözleşmesi’nin başına da aynı akıbetin gelip gelmeyeceğini kaygıyla bekliyoruz. İnsan hakları evrensel hukukundan kopuş, Türkiye’yi boşlukta bir ülke haline getirecektir.
Bu noktada Türkiye’nin laik, demokratik, insan haklarına dayalı bir ülke olmasını isteyen tüm güçlerin İstanbul Sözleşmesi’ne sıkı sıkıya sarılması, kağıt üzerindeki hukuk dışı bu çıkış işlemini yok sayması gerekir. Uluslararası sözleşmeler, temel insan haklarını belirleyen kriterler getirirler. İstanbul Sözleşmesi’nin en önemli kriteri, kadın-erkek eşitliğinin sağlandığı, kimseye ayrımcılık yapılmadığı, kimsenin kimseye şiddet uygulamadığı bir toplum yaratmaktır.
Bu nedenle tüm partilerde bu ideale bağlı siyasetçileri, toplumun tüm kesimlerini, İstanbul Sözleşmesi’nin ruhunu ve getirdiği mekanizmaları hayata geçirmeye davet ediyoruz. İngiltere’nin yazılı bir anayasasının olmaması, orada eşit yurttaşlık kriterlerinin olmadığı anlamına gelmiyor. Sözleşmeden imza çekilse de çekilmese de biz kadınlar olarak İstanbul Sözleşmesi’ni kendi ikili ilişkilerimizden başlayarak toplumsal hayatın bütün alanlarında geçerli bir ilke olması, hayatın bir parçası olması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Tüm toplumu da kendi görev alanlarında, İstanbul Sözleşmesi’ni hayat vermeye onu gündelik hayatın bir parçası haline getirmeye çalışmaya davet ediyoruz.”
Kalsın: Sözün bittiği yerdeyiz
AKP’li Kalsın şu ifadeleri kullandı: “Sözün bittiği yerdeyiz. Her şeyi söyledik. Farklı görüşlerin ifade edildiği bir yerde bir görüş belli ki daha ağır bastı. Bundan sonra söyleyecek bir sözüm yok açıkçası.
6284’ümüz Allah’a şükür. O da zaten kadına karşı şiddetle alakalı etkili bir kanun.
Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı bu konuda dev adımlar atıyor, hakimler bilgilendiriliyor. Bir taraftan İçişleri Bakanlığı kurum içi eğitimler veriyor. Karakollarda kadın baş komiserler var, kadınların görev aldığı bir kadrolaşma var. Dolayısıyla uygulamadaki sorunlar da aşama aşama düzeltilecektir. Bu konuda bakanlıklarımız çok yetkin.”
KAYNAK: DİKEN – CANAN COŞKUN


















