
Mahkeme, V.S. hakkında inandırıcı ve yeterli delil bulunmadığını değerlendirerek beraat kararı verdi. Gerekçeli kararda, savcılık sorgusunda sanığın savunma yaparken ‘sinir krizi’ geçirdiği ve bayıldığının gözlemle tespit edildiği kaydedildi.
Diyarbakır’da, 2012 yılında, 16 yaşındayken ailesiyle birlikte oturduğu evden kaçan G.S., annesinin başvurusu üzerine polis tarafından bulundu. Ailesine teslim edilen G.S., 2004-2008 yılları arasında öz amcası V.S.’nin kendisine dört kez cinsel istismarda bulunduğunu, bunun ortaya çıkmasından korktuğu için evden kaçtığını söyledi.
İfadesi alınan G.S., köyde oturan amcasının ailesini Diyarbakır’a hastaneye getirdiğini, evde yalnız kaldıkları zaman içerisinde amcasının kendisine istismarda bulunduğunu söyledi. Başlatılan soruşturma kapsamında alınan doktor raporunda, G.S.’nin bakire olmadığı tespit edilirken, ruh sağlığının bozulduğu belirtildi. İfadesi alınan amca V.S., tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
‘İfademi verdim, savcı beni bıraktı’
Soruşturmayı 2016 yılı Aralık ayında tamamlayan savcı, şüpheli V.S.’nin ‘zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçundan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Şüphelinin 2004-2008 yılları arasında mağdura dört kez cinsel istismarda bulunduğu belirtilen iddianamede, “Şüphelinin en son istismarda bulunmak istemesi sırasında, mağdurun olanları annesine anlatacağını söylemesi üzerine çekinerek istismar eylemine son verdiği anlaşılmıştır. Mağdurun samimi ifadesi ve doktor raporu dikkate alındığında şüphelinin değişik zamanlarda birden fazla kez mağdura karşı vücuda organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu anlaşılmıştır” denildi.
İddianamenin kabul edilmesi ardından sanık V.S.’nin tutuksuz yargılanması Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmada ifadesi alınan tutuksuz sanık V.S., “Savcılıkta ifademi verdim. Savcı beni bıraktı. Suçlamayı kabul etmiyorum. Bizim örf adetlerimize göre mağdur kaçtığı için cezası ölümdü. Kaçtığı için benim üzerime iftira atmıştır” dedi.
‘Olayı diğer akrabalarımız da biliyor’
G.S. ise duruşmadaki ifadesinde amcasının kendisini ölümle tehdit ettiğini belirterek, “Anneme söyleyeceğimi söylediğimde, ‘Seni ve anneni öldürürüm’ diyerek beni korkuttu. Kimseye söyleyemedim. Amcam bana cinsel saldırıda bulundu. Ben çok küçük yaştayken yapmıştı. En son 14-15 yaşlarında yaptı. Annemin yanına gittim, konuştum. Ondan sonra bir şey yapmadı. Annemlere bir şey olur diye söyleyemedim. Beni korkutuyordu. 2012 yılında evden kaçtım. Bana niye gittiğimi sordular. Dayanamıyordum, kan gördüm ve çok korktum. Kaçtığım zaman intihar etmeyi bile düşündüm. Amcamdan şikayetçiyim” dedi.
G.S.’nin annesi A.S. ise kızının 2012 yılında evden kaçtığını belirterek, “Kızım olayı polise anlatmış. Öncesinde bana hiçbir şey söylemedi. 1 ay hastanedeydim, amcası bizim evde kalıyordu. Kızım çok sinirliydi, erkekleri hiç sevmiyordu. Sanık ile düşmanlığımız yoktur. Olayı diğer akrabalarımız da biliyorlar. Aile arasında olayı kapatmaya çalışmaktadırlar” diye konuştu.
Son duruşmada dosyanın esasına ilişkin görüşünü açıklayan savcı, G.S’nin cinsel istismar olayının üzerinden dört yıl geçtikten sonra ve ‘kayıp şahıs’ olarak aranırken kolluk görevlilerince bulunup ailesine teslim edildiği tarihte böyle bir iddiada bulunduğunu hatırlattı.
G.S.’nin kızlık zarında eskiye ait yırtık tespit edildiğini belirten savcı, yırtığın tam zamanın tespit edilemediğini belirterek, mağdurun soyut beyanları dışında kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın beraatini istedi.
‘Sinir krizi geçirdi, bayıldı’
Söz hakkı verilen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı ise mağdurun evdeki baskılardan dolayı olayı adli makamlara taşıdığını belirterek, “Savcılık görüşü eksik düzenlenmiştir, sanığın bu suçu işlediği sabittir, cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.
Mahkeme sanık V.S.’nin ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçundan beraatine hükmetti. Gerekçeli kararda, mağdurun kızlık zarında eskiye ait zamanı tespit edilemeyen bir yırtık olduğunu, sanığın savunmalarında suçlamayı kabul etmediği belirtildi.
Kararda, özellikle savcılık sorgusunda sanığın savunma yaparken sinir krizi geçirdiği ve bayıldığının gözlemle tespit edildiği kaydedildi.
Kararda, “Mağdurun soyut beyanları dışında sanığın cezalandırılmasına yeterli her türlü kuşkudan uzak somut, kesin, inandırıcı ve yeterli delil bulunmadığından beraatine karar verilmiştir” denildi.


















