İş adamı Öncü Sönmez’in yayınladığı video ile kamuoyuna duyurduğu iddialar, “Uyuşturucu ile mücadele” adı altında yürütülen operasyonların arka planına dair ağır ithamlar içeriyor. Sönmez’in anlatımlarına göre süreç; yasadışı bahis ve uyuşturucu çetesi lideri Ali Uzun’un kendisinden 5 milyon dolarlık haraç istemiyle başladı. Parayı vermeyi reddetmesi üzerine işkenceye maruz kaldığını belirten Sönmez, ardından Sabah Gazetesi yazarı Abdurrahman Şimşek aracılığıyla hakkında “uydurma ve aleyhte” haberler yaptırılarak itibar suikastına uğradığını anlattı.
Dosyanın en kritik noktasını ise yargı ayağı oluşturuyor. Sönmez, bu organize çarkın içinde dönemin İstanbul Başsavcısı olan Adalet Bakanı Akın Gürlek ve korumasının da aktif rol aldığını iddia ederek, devlet gücünün şahsi ve örgütsel çıkarlar doğrultusunda “çökme” operasyonları için kullanıldığını savundu. KHK’lı İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Mustafa Okumuş ise sosyal medya hesabından konuyla ilgili şu paylaşımı yaptı;
“Akın Gürlek bizzat açıkladı, HTS kayıtları var dedi. M. Böcek’in şoförünü, Özel’e rüşvet çantası verdi diye tutuklattı. Meğer hatlar karışmış, iş başında olan asıl kendi şoförüymüş. Kafası yuvarlak içindeki Nevşehirli Mehmet, Öncü Sönmez’den 2 milyon $ haraç isterken Gürlek’i aramış. Soruşturma açıp HTS kaydına bakmak yemediğinden, konuşanların hesaplarını kapatıyor.
“AKP Rejimin röntgeni” olarak nitelendirilen bu ifşaatların, Türkiye’deki mülkiyet gaspı ve yargıdaki yapılaşma tartışmalarını yeni bir boyuta taşıması bekleniyor.
Kamuoyunda “Ünlülere uyuşturucu operasyonu” olarak bilinen süreçte ilk kez doğrudan hedef alındığını söyleyen bir isim kamuoyu önüne çıkarak ayrıntılı iddialarda bulundu. İş insanı Öncü Sönmez, hakkında yürütülen baskı ve şantaj girişimlerini anlattığı açıklamalarında, operasyonun yalnızca adli bir soruşturma olmadığını, aynı zamanda medya, yargı ve yeraltı dünyasının bazı unsurlarının iç içe geçtiği bir çökme mekanizmasına dönüştüğünü söyledi.
Milyonlarca Dolar İstenmiş
Sönmez, kendisinden milyonlarca dolar istendiğini, aksi halde hakkında yalan haberler yayımlanacağı ve soruşturma dosyalarıyla baskı kurulacağı tehdidi aldığını öne sürdü.
İddialarında Sabah Gazetesi’nden Abdurrahman Şimşek’in, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ve yeraltı dünyasından Ali Uzun’un adını verdi. Sönmez, operasyonun bir kısmının gerçek suç soruşturması değil, “ünlüler borsasına” dönüşmüş organize bir çökme düzeni olduğunu savundu.
Sabah ve A Haber’de İtibarsızlaştırma Haberleri
Sönmez’in anlatımına göre süreç, babasının ölümünden sonra daha görünür hale gelmesi ve hedefe yerleştirilmesiyle başladı. Kendisi hakkında Sabah ve A Haber hattında peş peşe itibarsızlaştırmak için haberler yayımlandığını belirten Sönmez, bu yayınların sadece medya faaliyeti olmadığını, sistematik baskının parçası olarak kullanıldığını savundu. En dikkat çekici iddiası ise, bu yayınların ve hakkında çıkarılacağı söylenen adli işlemlerin, para talebiyle birlikte gündeme getirilmiş olması.
Sönmez, yeraltı dünyasından Ali Uzun ve çevresindeki isimlerin kendisinden önce “haraç”, ardından “borç” adı altında para talep ettiğini; bu baskıya boyun eğmeyince fiziksel saldırı, araç kurşunlama ve ölüm tehdidi dahil çok sayıda olay yaşadığını ileri sürdü. İddiaya göre süreç daha sonra başka bir aşamaya geçti ve yalnızca mafyatik baskı olmaktan çıktı. Sönmez, şikâyet yollarını denediğini ancak sonuç alamadığını, bunun ardından medya ayağının devreye sokulduğunu söyledi.
Abdurrahman Şimşek ve Akın Gürlek’in İsmini Verdi
İş insanının en ağır suçlaması, Sabah gazetesi yazarı Abdurrahman Şimşek ile dönemin başsavcısı, mevcut Adalet Bakanı Akın Gürlek’in isimlerinin geçtiği iddialar oldu. Sönmez, Etiler’de yapılan bir görüşmede, kendisinden 5 milyon dolar istenen süreçte bunun 2 milyon dolara “çözülebileceğinin” söylendiğini, para verilmezse hakkında art arda haberler yayımlanacağı ve gözaltı-yakalama sürecinin başlatılacağı tehdidiyle karşı karşıya kaldığını öne sürdü. Sönmez, kendisine ileri tarihli bir yakalama kararının dahi gösterildiğini iddia etti.
Önce Hedef Kişiler Belirleniyor
Bu ifşaların merkezinde, “Ünlüler operasyonu” diye sunulan dosyaların bazılarının önceden kurgulandığı ve belli hedefler için kullanıldığı savı bulunuyor. Sönmez’e göre yöntem şöyle işledi: Önce hedef kişi belirleniyor, özel hayatına ilişkin ilişkiler ve bağlantılar üzerinden dosya zemini hazırlanıyor, ardından kadın ifadeleri, medya haberleri ve adli baskı aynı anda devreye sokuluyor. Böylece kişi hem itibarsızlaştırılıyor hem de para vermeye zorlanıyor. Sönmez bu yapıyı “yüzde 10’u gerçek, yüzde 90’ı ünlüler borsası” sözleriyle özetledi.
Şikayetçi Oluşturuluyor
Sönmez ayrıca, hakkında çıkan bazı haberlerde kullanılan fotoğrafların da organize biçimde temin edildiğini öne sürdü. Kız arkadaşıyla ilgili görsellerin çevresinden toplandığını, bunların kısa süre sonra haberleştirildiğini, daha sonra da bu yayınlar üzerinden baskının sürdürüldüğünü savundu. Bazı kadınların da baskıyla şikâyetçi yapılmaya çalışıldığını, “fuhşa teşvik” ve “uyuşturucuya özendirme” gibi başlıkların önceden hazırlanmış suçlama kalıpları olarak önüne konduğunu iddia etti.
Harcama Gücü Yüksek Kişileri Seçiyorlar
Açıklamalarında yalnızca kendi dosyasını değil, daha geniş bir yapıyı da tarif eden Sönmez, bazı lüks mekânların ve gece hayatı çevresinin, harcama gücü yüksek hedef isimleri izleyip raporlayan bir ağ gibi kullanıldığını savundu. Ona göre özellikle zengin aile çocukları, iş insanları ve kamuoyunda tanınan isimler; medya tehdidi, adli dosya ve mafyatik baskının birleştiği bir sistem içinde kolay hedef haline getirildi.
“Kayıtlar, Yazışmalar Elimde”
Sönmez, Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldığını, önce İsviçre’ye ardından ABD’ye gittiğini söyledi. Açıklamalarını sosyal medya hesaplarından yayımladığını, ancak hesaplarına erişim engeli getirildiğini de ileri sürdü. Buna rağmen elinde mesajlar, kayıtlar, yazışmalar ve başka belgeler bulunduğunu söyleyerek geri adım atmayacağını belirtti.
Gazeteci Cevheri Güven Gündem Yaptı
İş adamı Öncü Sönmez’in ünlülere yönelik operasyonlar hakkında yaptığı ifşa videolarını Gazeteci Cevheri Güven gündeme taşıdı. Güven, Sönmez’in anlattığı suç örgütünde Sabah Gazetesinden Abdurrahman Şimşek başrolde olduğu ve Adalet Bakanı Akın Gürlek ile Mafya Lideri Ali Uzun’un da nasıl işin içinde olduğunu tek tek anlattı.















